Siz Halâ Gerçek Hipnoza Uyanmadınız Mı?

Henüz “Koronalı Günler” imiz başlamamıştı. Büyük kalabalıklar halinde bir araya gelip, insan insana temas ederek birbirimizle bilgi alışverişinde bulunabiliyorduk. Ne güzel günlerdi, değil mi? Ancak yine de çok yakın bir gelecekte bu sürecin yarattığı hipnozun etkisinden kurtulacağımızı, bu dönemde elde etmeyi başardığımız bir takım kazanımlarla birlikte insanlığın olumlu bir dönüşüm geçireceğine dair umudumu koruyorum. Siz de umudunuzu kaybetmeyin!

Siz Halâ Gerçek Hipnoza Uyanmadınız Mı?

Şubat ayının altısında verdiğim son yüz yüze konferansımınbaşlığı da, bu yazım için seçtiğim başlığın aynısıydı. En iyisi siz beni zorlamadan kendim itiraf edeyim. Çok fazla çağrışımı olduğunu düşündüğüm bu başlığın etkisini çok sevmiştim. Reklam sektöründe hiç olmadım, ama böyle bir havası vardı. Çağırıyor, farklılaştıracağına, statü kazandıracağına dair bir öngörü sunuyor gibiydi. Nasıl bir statü kazandıracaksa artık… Ya da kuzguna, yavrusu şahin de görünüyor olabilir. Neyse, bu yazının da ilginizi çekeceğine olan inancımla devam edeyim.

Yazarın kendi bilinç akışına kapılıp yazdıklarını okuma nezaketi gösterip, buraya kadar geldiyseniz çabanızdan dolayı kutluyorum. Bugün aslında size hipnoz ve onun diş hekimliği ilişkisinden bahsetmeye çalışacağım.

Hipnoz, çok eski tedavi yöntemlerinden biridir. Günümüzde ise hastaların bilgilendirildiği ve onayının alındığı ve  “bilinçli hipnoz”  denilen yöntem uygulanmaktadır.

Hipnoz ile ilgili bugüne kadar birçok bilimsel çalışma yapılmış ve hipnozun birçok mekanizması hakkında bilimsel anlamda verilere ulaşılmış olmasına rağmen, şuan için bu çalışmaların sonucunda tam anlamıyla oluşmuş ve netleşmiş bir kuram hala mevcut değildir. Ancak son yıllarda beyin görüntüleme yöntemleri sayesinde ulaşılan sonuçlar, hipnozun etkisini kanıtlamıştır. Hipnoz ile ilgili bilimsel çalışmalar dünyanın dört bir yanında olduğu gibi ülkemizde de devam etmektedir. Geçtiğimiz günlerde YÖK, Atatürk Üniversitesinde klinik hipnoz alanında hem yüksek lisans hem doktora programı açılmasını onaylayan bir karar aldı. Bu, ülkemiz açısından bir ilktir. Ayrıca hipnozun akademik açıdan kabulünün onaylanması anlamına da gelmektedir.

Hipnoza hipnoz denilerek, hipnozun kısmeti kapatılmış(!), yanlış bilmelerin önü açılmıştır diyebiliriz. 1843 yılında İskoç Doktor James Braid, derin uyku izlenimi veren bu trans haline Yunancada “uyku” anlamına gelen “hypnos” adını vermek gibi son derece masumca bir girişimde bulunmuştur. Bu adlandırma hemen her çevrede o kadar tutulmuştur ki, o güne kadar yapılan “mesmerizm”, “manyetizma” vb. adlandırmalar bile kendiliğinden sönüp gitmişlerdir. Braid’in, sonrasında “hypnos” adını verdiğinden, pişman olduğu ileri sürülse de, bu isim uygulamayla çok özdeşleşmişti. Bu sayede hipnozun adı değişmeden günümüze kadar gelmiştir.

Günümüzde hipnoz, toplumda hala oldukça yanlış bilinen bir fenomen olma özelliğini sürdürüyor. Bu konuda doğru olduğu sanılan o kadar çok yanlış bilgi mevcuttur ki, birkaçını şöyle sıralayabiliriz:

➢ Hipnoz bir uyku halidir.
➢ Kişi isteği dışında da hipnoz edilebilir.
➢ Bireyin normalde paylaşmayacağı çok gizli bilgilerine ulaşılabilir.
➢ Hipnotize edilen bir insan o durumda “takılıp kalabilir” yani hipnozdan çıkamayabilir.

Hipnozun bir uyanış olduğunu çok az kişi biliyor. Aslında hipnoz odaklanmış bir zihin, çevresel uyaranlara karşı ilginin azalması ve verilen telkinlere karşı yanıt verme kabiliyetinin artışı ile karakterize bir bilinç halidir. Bu tanım zihninizin ne kadar çok odaklandığını; sizin uyumadığınızı, aksine uyandığınızıaçıklamıyor mu? Bir de bugüne kadar hipnozu yaşayıp “takılıp kalmış” kişilere ait hiçbir vaka bildirilmediğini söyleyip, devam edelim.

Hipnoz tıbbi amaçlarla yüzyıllardır uygulanmaktadır. Daha çok korku, anksiyete ve depresyon tedavisinde başvurulsa da astım, kronik ağrı, obezite, enürezi ve tırnak yeme, parmak emme gibi çok farklı sorunların tedavisinde de hipnozdan yararlanılmıştır.

Yazıyı yazanın bir diş hekimi olduğunu hatırlayanlarınızın aklına şu sorular gelebilir: Bir diş hekiminin hipnozla ne ilgisi olabilir? Hipnoz, diş hekiminin ne işine yarar? Ben de bu sorularınıza bir başka soruyla yanıt vermek isterim: Dünya'da bilimsel ve tıbbi hipnozu en fazla kullanan tıp mensuplarının diş hekimleri olduğunu biliyor muydunuz? Evet, yanlış okumadınız, hipnozla tedavi yapan hekimler arasında yüzde 40 oranıyla diş hekimleri önde gelmektedir.

Hipnozun diş hekimliğinde de birçok kullanım alanı vardır:

➢ Dental anksiyete ve korku (diş hekimi ve uygulamalarına karşı duyulan kaygı, korku) azaltılabilir. Güvenilir araştırmaların büyük bir bölümü hipnozun dental anksiyetenin giderilmesinde kullanılmasının dışında ağrıyı hafifletmede, ilaç kullanımını azaltmada da faydalı olabileceğini göstermiştir.
➢ Bruksizm (diş sıkma,gıcırdatma) tedavi edilebilir.
➢ Dental işlemler sırasında tükürük akışının kontrolü sağlanabilir.
➢ Uygun vakalarda hipnoz kullanımı lokal anestezi dozunuazaltabilir. Hatta bazen (çok uygun vakalarda) tek başına hipnoz ile anestezi ve analjezi elde edilebilir.
➢ Öğürme-kusma refleksini azaltmak ya da baskılamada kullanılabilir.
➢ Hastanın kullanacağı protez ve ortodontik apareylere uyumunu arttırmakta oldukça yararı vardır.
➢ Parmak emme, yanlış yutkunma gibi alışkanlıkların çözümüne yönelik uygulamalar da hipnozun başarılı bulunduğu alanlardır.
Ancak hipnodontinin (diş hekimliğinde hipnoz kullanımı) ana tedavi olmaktan ziyade birleştirici ve tamamlayıcı bir tedavi olduğu unutulmamalıdır.

Sorarım size; bir diş hekimi, kendine bu kadar kolaylık sağlayabilecek bir yöntemi neden kullanmasın?


Bir sonraki yazıda buluşana kadar esen kalın, sevgi ve saygıyı yaşamınızdan hiç eksik etmeyin.

Yazının hazırlanmasında yararlanılan kaynaklar:

➢ Bilinçli Hipnoz, Dt. Ali Eşref Müezzinoğlu
➢ Hipnozun Diş Hekimliğinde Kullanımı: Bir Derleme; İrem SEZEN, Bozkurt Kubilay IŞIK, Dilek MENZİLETOĞLU; Necmettin Erbakan Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Dergisi

Tepkiniz nedir?

like
0
dislike
0
love
0
funny
0
angry
0
sad
0
wow
0