Yaşamımı Kim ya da Ne Kontrol Ediyor?

Ailem… Toplum… Ben… Para… Karım/Kocam… İlahi Yasalar… Doğal yasalar… Kanunlar… Yaratan… Evren… Çocuklarım… Ve daha birçok sözü duyar gibiyim.

Yaşamımı Kim ya da Ne Kontrol Ediyor?

Ailem…

Toplum…

Ben…

Para…

Karım/Kocam…

İlahi Yasalar…

Doğal yasalar…

Kanunlar…

Yaratan…

Evren…

Çocuklarım…

Ve daha birçok sözü duyar gibiyim.

Bu sorunun yanıtı kişiden kişiye değişse de, temelde iki büyük ayrıma dayanır:

  • İçsel Kontrol Mekanizmaları
  • Dışsal Kontrol Mekanizmaları

Kendimizin dışında olan her kontrolcü, dışsaldır. Bazen tek bir kişi ya da kurum sazı eline alır, bazen de birkaçı bir araya gelir amansız bir savaşa tutuşurlar. Kimin kazanacağı kişilik ve kişisel özelliklerimiz ile birlikte yaşam felsefemizin dayandığı temel inanç kalıplarıyla ilgilidir.

Dışsal değil de, içsel etkenlerin varlığı bizi harekete geçiriyorsa ve de özgür iradeye inanıyorsak; kontrolün elimizde olduğuna inanır, bu inanç doğrultusunda eyleme geçeriz. Ancak bunun yanlış anlaşılmasını da istemem. Koşulları, durumunuzu ve kendinizi objektif bir değerlendirmeye tabi tutmadan güdüsel bir eyleme geçmeniz değildir burada sözü edilen. Ruh ve toplum bilimciler, insanı çoğu kez rasyonel bir varlık olarak tanımlar. Ancak aynı bilimlerin farklı yaklaşımları insanların yaşadıkları olaylara yükledikleri öznel anlamlara göre yorumlar yapıp, harekete geçtiğini ve hatta bazen irrasyonel davrandıklarını da ileri sürerler. Rasyonalitede de, duygu temelli seçim de kendi içinde tutarlı olabilir. Bu ikisi arasında bir denge kurmak, en tercih edilen ve önerilendir. Yaşamın bir denge üzerine kurulması gerektiğini unutmamak gerekiyor.

Neyi düşünüyor ya da düşünmüyorsanız bir süre sonra onu yaşadığınız ya da yaşamadığınız gerçeği ile yüzleşirsiniz. Zihninizde olmayan hiçbir düşüncenin gerçekliğe dönüşmesini beklemeyin. Düşünceleriniz davranışlarınızı şekillendirir. Kısaca eylem, düşünceyi izler, diyebiliriz. Olaylara verdiğiniz duygusal tepkiler, düşüncelerinizin izlediği yol da; köklü inanç kalıplarınız ile ilgilidir. Neyse ki bunlar değişmez değiller.

Buraya kadar okumuşsanız, başlıkta sorduğum soruya “ben” diye yanıt verenlerden biri olduğumu anlamışsınızdır. Geçtiğimiz on yılı boyunca, yaşamımda olmasını arzu ettiğim değerlerle uyum ve denge içinde olabilecek, bir “ben” inşa etmeye çalıştım. Bunun için öncelikle kendimi olduğum gibi kabul edip ve kendimi her şeye rağmen sevgiyle kucaklayabileceğime inanmam gerekiyordu. Bunu başarırsam değişebileceğimi biliyordum. Nihayet ufak da olsa bir değişim başlatmayı başarmıştım. Çevrem ve şartlarım da değişmeye başlayınca konfor alanım, ciddi bir sarsıntı yaşadı. Ancak istediğim kişi olma ayrıcalığını yakalayabileceksem devam etmeliyim, diye düşündüm. Korkuyordum, ama seçimimin beni özgürleştireceğini, içimdeki gerçek “ben”i daha görünür kılacağına dair inancım da gün geçtikçe artıyordu. Gerçek kendim, içeride bir yerlerde keşfedilmeyi bekliyordu. Zweig’in de dediği gibi kendimi bulduğumda içimdeki insanı anlayabilmiş olmanın kazandırdığı yetkinlik sayesinde diğer tüm insanları da anlamaya başlayacak ve yaşam yolumdaki diğer derslerimi öğrenmeye devam edebilecektim. Sartre’a göre de bu seçim beni daha da özgürleştirecekti. Daha ne isteyebilirdim ki? Ancak yine de bir desteğe ihtiyacım vardı.

Arayışım çok uzun sürmedi. Değişime karar verdikten kısa bir süre sonra profesyonel koç olmak için eğitimlerime başlamıştım. Bu eğitimlerim sırasında bana sunulan koçluk desteği ve süper vizyonların sayesinde yaşamımın kontrolünü elime almayı başarabilmiştim.

Sizler de yaşamınızda bir takım değişikliler yaratmak istediğinizde bir profesyonel koçtan destek alabilirsiniz.

Ancak koçluk hizmetinden maksimum yarar görmek için, danışan olarak sizin de bazı sorumluluklar almanız ve bazı ön kabulleri içselleştirmeniz gerekiyor.

En önemlisi, siz istemediğiniz ve siz hazır olmadığınız sürece değişemezsiniz. Sizi sizden başkası değiştiremez.

Değişim ve gelişime açık olmanız beklenen en temel koşullardan biridir. Ayrıca bir değişim gerekliliğinin farkında olmanız ve en önemlisi bunu gerçekten istiyor olmanız gerekiyor.

Yol yordam konusunda sıkıntılar yaşıyor olabilirsiniz. Ancak çok net olarak ifade edemeseniz bile, hedefleriniz olmalıdır. Profesyonel koçunuz ile iyi bir ekip dayanışması kurmanız, kendinize ve koçunuza verdiğiniz taahhütleri gerçekleştirecek çabalar içinde olmanız beklenir.

Kendileri henüz farkında olmasalar da her bir danışanımızın kendi hedeflerine ulaşacak inanç, cesaret ve motivasyona aslında sahip olduklarına inanırız.

Bir profesyonel koç ile çalışmaya başladığınızda hangi kazanımları elde edeceksiniz? İsterseniz bunları yeniden gözden geçirelim:

  • Size özel vizyon ve amaçlar belirleyebileceksiniz.
  • İyi hedefler belirleyebilecek ve hedeflerinize daha hızlı ulaşabileceksiniz.
  • Yaşamınızı, arzu ettiğiniz olumlu değerler ve öncelikler çevresinde konumlandırabileceksiniz.
  • Yaşamınızda arzu ettiğiniz önemli değişiklikleri yapabilecek ve bunun için yeni kararlar alabilecek bir potansiyeli keşfedebileceksiniz.
  • Sevdiğiniz, arzu ettiğiniz bir yaşamı tasarlayıp, yaşamaya başlayabileceksiniz.
  • İstiyorsanız, kariyerinizde ve işlerinizde arzu ettiğiniz alanlarda öne geçmek konusunda potansiyelinizi destekleyebileceksiniz.
  • İçsel süreçlerinizi daha yetkin kullanıp, daha iyi kararlar verebilecek potansiyelinizi keşfedebileceksiniz.
  • Çevrenizle ilişkilerini geliştirecek yeni becerilere sahip olabileceksiniz.
  • Yaşamınızda belirsizlikten kaynaklanan stresi azaltmak ve yönetebilmek konusunda yeni beceriler geliştirebileceksiniz.

Yazımı bitirmeden önce, sizin zaten çok iyi bildiğiniz ve gereken özeni gösterdiğiniz Covid-19 pandemisi hakkında küçük, ama önemli bir hatırlatma yapmak istiyorum: Mecbur değilseniz evden çıkmayın. Yok, eğer çıkacaksanız da maskenizi takın, güvenli mesafenizi koruyun, hijyen kurallarına mutlaka uyun. Çünkü tehlike henüz geçmiş değil. 

Bir sonraki yazıda buluşana kadar esen kalın, sevgi ve saygıyı yaşamınızdan hiç eksik etmeyin.

 

SEYFETTİN BABAT BİYOGRAFİSİ

1965 yılında İskenderun’da doğmuştur.

1988 yılında Gazi Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesinden mezun olan Seyfettin Babat, 1996 yılında Anadolu Üniversitesi Açık Öğretim Fakültesi Halkla İlişkiler Önlisans bölümünden mezun oldu.

İlk hipnoterapi eğitimini, Dr John Butler tarafından kurulan ve yönetilen (HTI) Britanya Hipnoterapi Enstitüsü’ne bağlı bir kurum olan Türkiye Hipnoterapi Enstitüsü'nde (HTIT), Dr John Butler'dan aldı. Sağlık Bakanlığı onaylı bir hipnoz sertifikası almaya da hak kazanan Seyfettin Babat’ın hipnoz alanında yayınlanmış makaleleri mevcuttur.

Sonrasında Yaşam ve Öğrenci Koçluğu, EFT ve NLP, Aile danışmanlığı, Cinsel Terapi eğitimleri aldı.

Anadolu Üniversitesi Açık Öğretim Fakültesi Sosyoloji lisans 3.sınıf öğrencisidir.

Kısa hikâyeler, radyo ve tiyatro oyunları yazmaktadır.

Aktif olarak Diş Hekimliği görevine devam etmekte olan Dt.Seyfettin Babat; hal-i hazırda aşağıdaki alanlarda çeşitli eğitim ve seminerler vermektedir.

“Etkili İletişim ve Yöntemleri”,

”Dental Anksiyete-Dental Fobi Yönetimi”,

“Sınav Kaygısı Yönetimi”

”Stres Yönetimi”,

"Hipnoz ve Hipnoterapi"

"Diş hekimliğinde Hipnoterapi"

“Diş hekimlerinde Tükenmişlik Sendromu”

”Pozitif Yaşam Becerileri”,

"Eğitim ve Yaşam Koçluğu Kazanımları"

Tepkiniz nedir?

like
5
dislike
0
love
3
funny
0
angry
0
sad
0
wow
0